13033 Sok. No:22/1 Alaçatı Çeşme - İZMİR     Telefon:+90 533 142 0086

Alakapı

Alaçatı'da ruhunuzu dinlendirin.
Hayattan tat alın ama en çok, ALAKAPI’dan tat alın.

Elini attığı her yeri değiştirir insan. Yolculuğuna başladığı, yaşamın kapısından içeri adımını attığı andan itibaren karış karış arar bütün ücra köşeleri.

Kimi zaman minik minik atarsın adımlarını, kimi zaman uçsuz bucaksız koşulardasın. Keşfedersin, ardında bıraktığın her bir ayak izini, maceralarını yüreğinde taşırsın. Hayatına giren her insan sana kattığı şeyler kadarını, belki daha fazlasını götürür. Sen, kendini bulmak adına bu alışverişi devam ettirirsin. Düşebilirsin, kırılabilirsin. Açılan her kapının ardında mutluluk olmasa ne olur? Evvela, sabredersin. Hayat çarptığında o kapıları yüzüne, sırtını yaslayıp yaşanmışlıklara, yeniden içindeki inancın yeşermesini beklersin. Peki ya yüreğinin kapıları kapanmak isterse? O zaman kim bilir anahtarlarını nereye saklarsın? Üstüne gelirse bu duvarlar, özgürlük kaçışın sanırsın, kapıları çekip çıkarsın. Ama unutma, özgürlüğün fazlası yalnızlık. Parçalı bulutlu yalnızlıklar huzur, sağanak yağışlı yalnızlıklar ise hüzün. Kırık dökük bıraktığın kapıları başka rüzgarların beraberine katıp götürmesine izin vermeden her duvarı itinayla yeniden yaparsın, acılardan sarıp sarmalayıp, anılara karıştırıp çok daha güzeline doğru adım atarsın. Bu arayışta yalnız olmak istemez, kendine bir yoldaş ararsın. Ürkek gözlerle kapı aralıklarından bakarsın. Aramanın son bulduğunu kim söyledi? Karşına çıkacak ışık silsilesinde bulursun belki aradıklarını. Çıkarken unuttuklarını ya da hiç sahip olamadıklarını… Her gelen, her umut biraz daha yeşertir seni ve her darbe sadece biraz daha şekillendirir. Güneşin en sıcak olduğu mevsimde yüreğinin kırgınlıklarına yer yoktur artık, ısınırsın. Kapı kapı dolaşırken gittiğin yolun güzelliğini kaçırmışsın. Mümkünse bundan sonra bütün çiçekleri koklar, yağmurlarda dolaşır, ay ışığı altında güzel yürüyüşlere çıkarsın. Bilirsin ki, bir yerde o son kapıyı çalışın, senin varışın olur. Ruhunun anahtarını elinde tutan insanı bulduğunda artık tamamlanırsın ve o kapıyı evin yaparsın.

Bu minik tesadüfler, minik mutluluklar senin bir şeye inanmanı sağlasın. Herhangi bir şeye… Hayata, belki Tanrı’ya, belki aşka, belki mutluluklara, belki güzelliklere. Huzur dolsun, adım atmak için önüne çıkan her nedende içine huzur dolsun. Nefes aldığını ancak böyle anlıyorsun, sıradanlıkla yaşamaya devam ettiğinde değil de değişimlerin seni etkilemesine izin vererek, hayatı kabullenerek ve geçtiğin her patikadan tat alarak. Açılıp kapanan, yüzüne çarpan, çekip çıktığın, ardında bıraktığın, vedalaştığın, aralık bıraktığın her kapıdan keyif alarak.

Bir de yolun Alaçatı’ya düşerse, mevsimler gelip geçer ama burası senin gökyüzün olur, nefes aldığın her anı değerli kılarsın. Tat alırsın, bir nefes denizden, bir yudum rakıdan… Hayattan tat alırsın ama en çok, ALAKAPI’dan tat alırsın.

Tarihe Meydan Okuyan Taş Yapılar

Alaçatı, denizi titretmeden esen rüzgârıyla, dalından reçineler damlayan sakız ağaçlarıyla, cumartesi günleri kurulan antika pazarıyla, sizleri cumbalı konaklarda Türk kahvesi içmeye davet ediyor… Antik Çağda adı “Agrilia” olan Alaçatı, Batı Anadolu tarihinde “İonia” diye adlandırılan, İzmir‘in güneyinden başlayıpMenderes Irmağına kadar uzanan bölgenin tam merkezinde yer alır.